Sivil toplum kuruluşları için önemli bir dönemeç olan 7262 sayılı kanun maddesi, 2020 Aralık ayında gündeme gelerek büyük yankı uyandırmıştı. Bu kanun, Derneklerin Terörizmin Finansmanı Amacıyla Kullanılmasının Önlenmesi amacını taşıyor ve meclisten geçtikten sonra uzun bir süre gündemde kalmıştı. Ancak, 2021 yılında Sivil Toplum Müdürlüğü tarafından yayımlanan 31655 sayılı Yönetmelik ile birlikte, bu kanunun etkileri daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Sivil toplum kuruluşları, bu yönetmelikle birlikte daha fazla sorumluluk ve hesap verebilirlikle karşı karşıya kalmıştır. Yönetmelik, kuruluşların faaliyetlerini düzenleyen detayları içermekte ve muhataplarının bu değişiklikleri yakından takip etmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Ancak, kanunun yürürlüğe girmesinin ardından bir süre geçmiş olmasına rağmen, sivil toplum müdürlüğünün iç yapısının oluşturulması ve kurumların profesyonelleşmesi gibi nedenlerle bu konuda genel bir sessizlik hakimdi.
2022 itibariyle, dernekler ve vakıflar, DERBİS'in (Dernekler Bilgi Sistemi) güncellenmesiyle birlikte, bu kanunun ve yönetmeliğin etkilerini daha fazla hissetmeye başlamışlardır. Artık kuruluşlar, faaliyetlerini daha etkin bir şekilde takip etmek ve yönetmek adına DERBİS'i kullanabilecekler. Bu durum, sivil toplum kuruluşlarının daha şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması adına önemli bir adım olarak değerlendirilmektedir.
Ancak, bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının karşılaştığı zorluklar ve ihtiyaç duydukları destekler de unutulmamalıdır. Eğitimler ve danışmanlık hizmetleri, kuruluşların kendilerini daha iyi hazırlamalarına ve yasal düzenlemelere uyum sağlamalarına yardımcı olabilir. Bu noktada, sivil toplum müdürlükleri ve diğer ilgili kurumlar, kuruluşlara destek olmak ve sürecin sorunsuz bir şekilde ilerlemesini sağlamak adına önemli bir rol üstlenmelidirler.
Sonuç olarak, 7262 sayılı kanun ve ilgili yönetmelik, sivil toplum kuruluşları için yeni bir düzenlemeyi beraberinde getirmiş ve kuruluşların faaliyetlerini daha şeffaf, hesap verebilir ve yasalara uygun bir şekilde yürütmelerini amaçlamıştır. Bu süreçte yaşanan gelişmeler, sivil toplum kuruluşlarının adaptasyon sürecini ve bu yeni düzenlemelerle başa çıkma becerilerini göstermek açısından önemlidir.
Yardım toplama ile bağış toplama, sivil toplum kuruluşları için ayrı iki faaliyet alanı olarak ele alınan bir yasal düzenlemeyi ifade eder. Bu düzenleme, her ne kadar ilk bakışta benzer gibi görünse de, yardım ve bağış kavramlarını birbirinden ayırmayı amaçlamaktadır. Özellikle, bu iki faaliyet arasındaki farkları anlamak, sivil toplum kuruluşlarının işleyişini ve sorumluluklarını belirleyen önemli bir etken haline gelmiştir.
Bağış, bir özel veya tüzel kişiliğin, genellikle nakit para veya malzeme şeklinde, bir kuruluşa veya derneğe yapmış olduğu katkıdır. Örneğin, bir vatandaş, Kırmızı Güvercinleri Yaşatma Derneği gibi bir kuruma bağış yapabilir. Ancak bu bağış, kuruluşun tüzüğü veya vakfın senedi doğrultusunda belirli bir amaca yönlendirilmelidir. Tüzük veya senet, bağışın kullanımıyla ilgili kuralları belirler ve bu çerçevede harcamalar yapılabilir. Taşınmaz mal edindirme, bina inşa etme, araç alımı veya güvercin edinme gibi örnekler, bağışın belirlenmiş amaçlara uygun olarak kullanılmasına örnek teşkil eder.
Bağış süreci, sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini teşvik etme potansiyeline de sahiptir. Eğer bir derneğin tüzüğünde (derneklerle işbirliği yapar) gibi bir madde bulunuyorsa, bu dernek, aldığı bağışın bir kısmını veya tamamını başka bir sivil toplum kuruluşuna bağışlayabilir. Bu şekilde, kuruluşlar arası dayanışma ve işbirliği, bağışın etkisini daha da artırabilir.
Diğer yandan, yardım toplama faaliyeti, genellikle acil durumlar veya sosyal projeler için fon toplama amacını taşır. Yardım toplama, geniş kitlelere ulaşma ve toplumda farkındalık yaratma açısından önemlidir. Ancak, bu tür yardım kampanyaları da belirli bir düzenleme ve denetime tabi olmalıdır.
Bu yasal düzenlemeler, sivil toplum kuruluşlarına hem bağışların etkin bir şekilde yönetilmesi hem de yardım toplama faaliyetlerinin şeffaf bir şekilde yürütülmesi konusunda rehberlik etmektedir. Bu sayede, kuruluşlar amacına uygun çalışabilir ve toplumdan aldığı desteği en iyi şekilde değerlendirebilir.
Yardım toplama süreci, sivil toplum kuruluşları için bir dizi düzenleme ve izin gerekliliklerini içermektedir. Özellikle, Kırmızı Güvercinleri Yaşatma Derneği gibi bir kuruluşun, dernek tüzüğüne veya vakıf senedine aykırı olmamak şartıyla, belirli bir amaç doğrultusunda yardım toplama faaliyetine girişmesi durumunda, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ve ilgili yönetmelikler devreye girmektedir.
Başlangıçta, bir dernek veya vakıf, tüzük veya senedine uygun bir şekilde, örneğin 300 adet güvercini tedavi etmek gibi bir amacı gerçekleştirmek için yardım toplama sürecine girebilir. Ancak, bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir detay, yardım toplama faaliyetinin bağış toplama faaliyetinden farklı olmasıdır. Yani, dernek veya vakıf, belirli bir faaliyeti gerçekleştirmek amacıyla dış dünyaya talepte bulunarak yardım toplamaya başladığında, 2860 sayılı kanun devreye girmiş olur,
Bu kanun ve yönetmelikler, izin alınmaksızın yardım toplanamayacağını belirtir. Ancak, kamu yararı ve İzinsiz Yardım Toplama statüsüne sahip kuruluşlar dışında, diğer dernek veya vakıfların önceden izin almadan yardım toplamasına izin verilmez. Dolayısıyla, bahsedilen örnekte olduğu gibi 300 adet güvercini tedavi etmek için bir dernek izin almak veya uygun statüye sahip olmak zorundadır.
Yardım toplama sürecinde, kuruluşların izin almak veya belirli bir statüye ulaşmak için gerekli başvuruları yapmaları ve izin süreçlerini takip etmeleri büyük önem taşır. Bu düzenlemeler, kuruluşların faaliyetlerini şeffaf ve hesap verebilir bir şekilde sürdürmelerini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Bu sayede, toplumdan gelen destekler daha etkili bir şekilde yönetilebilir ve kuruluşlar amacına uygun bir şekilde hareket edebilirler.
Sorunun temelinde, Türkiye'deki derneklerin bağışları yardım faaliyetinde kullanabilme durumu ve izin almamanın yaygınlığı yatıyor. Evet, doğru bir noktaya değinmiş olduk. Mevcut durumda, Türkiye'deki sivil toplum kuruluşlarının büyük bir kısmı, bağışları izin almadan kullanabiliyor. Ancak, bu konuda önemli bir uyarı yapmak istiyorum.
İstatistiklere bakıldığında, yasanın çıkış noktasında %98'lere varan bir oranda sivil toplum kuruluşlarının izin almadan yardım topladığı görülüyor. Ancak, zaman içinde yapılan düzenlemeler ve yasal uygulamalarla bu oranın yavaşça düştüğünü görmekteyiz. Mevcut durumda %80'lere kadar düşmüş olabilir, ancak bu yasa ve düzenlemelerin amacı, izinsiz yardım toplama oranını daha da düşürmek ve kontrolü artırmaktır.
Şahsi görüşüm, bu oranın önümüzdeki beş yıl içinde %20'lere kadar indirilebileceği yönündedir ve bu, devletin para toplama ve gönderme süreçlerini daha sistemli bir hale getirme çabalarına işaret etmektedir. Devletin, hangi kurumun ne kadar para topladığını ve bu fonları hangi amaçlar için kullandığını daha etkili bir şekilde denetleme ve kontrol altına alma isteği, bu yasal düzenlemelerin temelini oluşturmaktadır.
Bu süreçte, sivil toplum kuruluşlarına düşen sorumluluklar arasında, izin almak, hesap verebilirliklerini artırmak ve şeffaflıklarını korumak için çeşitli düzenlemelere uymak bulunmaktadır. Çalıştaylar ve kurum içi eğitimler de bu yönde atılmış adımların bir yansımasıdır. Bu sürecin, hem devletin hem de sivil toplum kuruluşlarının daha sağlıklı bir işbirliği ve koordinasyon içinde çalışmasını sağlamaya yönelik olduğunu söyleyebiliriz.
Ahmet abi veya Ayşe abla gibi tanıdık birisinin getirdiği destekle ilgili olarak, alınan bir güvercin bedeli veya bağışın yönetim kurulu kararıyla nasıl harcanacağı konusunda bir sorun yaşanıp yaşanmayacağını değerlendirmek oldukça önemlidir. Bu durumda, birkaç temel noktaya dikkat etmek gerekmektedir.
Öncelikle, güvercin bedeli veya bağış alındığında, bu durumu ilan etmemiş, duyuruda bulunmamış ve yardım olarak kaydetmemişseniz, kaynak ve kullanım konusunda genellikle serbest bir şekilde hareket edebilirsiniz. Ancak, önemli olan bu durumu tüzük veya vakıf senedinizle uyumlu hale getirmektir.
Eğer alınan bağış veya güvercin bedeli dernek veya vakfın amacına uygunsa ve tüzük veya senetle belirlenen hükümlere uygun bir şekilde harcanacaksa, bu durumda herhangi bir problem olmayacaktır. Yani, yönetim kurulu kararıyla alınan bağışın nasıl harcanacağına dair bir karar alınmalı ve bu karar tüzüğe/senet hükümlerine uygun olmalıdır.
Makbuz karşılığında alınan bağışlar, genellikle ilgili dernek veya vakfın kayıtlarına geçirilmelidir. Bu kayıtlar, gelecekte olası denetimler veya şeffaflık istekleri için önemlidir. Eğer alınan bağış ilan edilmiş ve bu konuda bir duyuru yapılmışsa, bu durum da sivil toplum kuruluşunun şeffaflığına katkı sağlar.
Sonuç olarak, alınan bağışın yönetim kurulu kararı ve tüzük/senet hükümlerine uygun şekilde kullanılması durumunda herhangi bir problem oluşmayacaktır. Bu noktalara dikkat edildiğinde, sivil toplum kuruluşları bağışları güvenilir ve etkili bir şekilde yönetebilirler.
Öncelikle, kurban faaliyeti gibi bir etkinliği gerçekleştirirken, faaliyetin boyutunu ve kapsamını belirlemek önemlidir. Bu tip etkinliklerde, katılımın büyüklüğü ve bağış miktarları, hem organizasyonun başarısını hem de karşılaşılabilecek riskleri etkiler. Bu noktada, organizasyonunuzun kaynaklarını doğru yönetmek ve etkin bir şekilde kullanmak büyük önem taşır.
Sivil toplum kuruluşları, özellikle yurtdışında faaliyet gösteriyorsa, Yurtdışı Yardım Yapma Bildirimi gibi yasal düzenlemelere uymalıdır. Bu bildirimlerin düzenli bir şekilde yapılması ve ilgili belgelerin eksiksiz bir şekilde sunulması, kurumunuzun hukuki durumunu koruması açısından kritiktir.
Son olarak, özellikle bağışçılara karşı sorumluluklarınızı yerine getirmek ve güvenilirliğinizi korumak adına, faaliyetlerin gerçekleştirilmesi ve bu faaliyetlere ait belgelerin ilgili yerlere raporlanması önemlidir. Bu süreçlerin düzenli bir şekilde ve belirlenen süre içinde tamamlanması, olası riskleri minimize etmeye yardımcı olacaktır. Bu bağlamda, sivil toplum müdürlüklerinin ve diğer ilgili kurumların rehberlik ve eğitim hizmetleri de önemli bir rol oynayabilir.
Bir uyarıda bulunmak istiyorum! Özellikle yasal düzenlemelerin değişimiyle birlikte, sivil toplum kuruluşlarının bağış alma ve kullanma süreçleri önemli bir dönüşüm geçirdi.
Yasanın çıkmasından önce, özel ve tüzel bağışçılar, sivil toplum kuruluşlarına elden makbuz karşılığında diledikleri kadar nakit bağış yapabiliyorlardı. Ancak, yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte bu durumda önemli bir sınırlama getirildi. Bağış miktarının belirlenmiş bir üst limiti bulunmaktadır, ve bu limit Vergi Usul Kanunu'na göre her yıl değerlendirilmektedir.
Son olarak bilinen değerlere göre, bu limit 2024 yılında 36.740 Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Bu sınıra ulaşan veya bu sınırı aşan bağışlar artık banka yoluyla alınmak durumundadır. Eğer bu kurala uymazsanız, her bir işlem veya makbuz için ciddi para cezalarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu durumun sivil toplum kuruluşlarına yüklediği sorumluluklar ve bu sınırlamaların nasıl yönetileceği önemlidir.
Yönetim kurulu kararı ve dernek tüzüğü doğrultusunda bağışların nasıl kullanılacağını belirleme konusunda yetkindir, derneğin amaçlarına uygun olarak kaynakların etkili bir şekilde yönetilmesini sağlar. Ancak, bu süreçte art niyetin olmamasına özellikle dikkat edilmelidir, çünkü bu tür davranışlar derneği ve bağışçıları zarara uğratabilir.
Sivil toplum kuruluşları olarak yurtdışında su kuyusu açma gibi hayır işleri için bağış almak ve kullanmak oldukça kıymetli bir çabadır. Şimdi, bir örneği detaylı bir şekilde inceleyelim:
Örneğin, bir sivil toplum kuruluşu olarak Afrika'da su kuyusu açma kampanyasını başlatıyorsunuz. Ömer Faruk Teke, kampanyanızı sosyal medyada görüyor ve 20.000 TL'lik bağışta bulunuyor. Bu bağış, açıklamada belirtilen Afrika su kuyusu kampanya bedeli olarak alınmıştır. Siz de bu bağışı aldıktan sonra yasal düzenlemelere uygun bir şekilde yurtdışı yardım bildirimini yaparak projenizi gerçekleştiriyorsunuz.
Ancak, su kuyusunu 15.000 TL'ye tamamladınız ve geriye kalan 5.000 TL'yi dernek bütçesine eklediniz. İşte burada dikkat edilmesi gereken bir husus ortaya çıkıyor. Eğer bu kampanyayı izinsiz (yardım toplama izni almadan) yaptıysanız veya kampanyanın ilanı vasıtasıyla doğrudan bağış topladıysanız, bu durum sivil toplum müfettişleri tarafından kontrol edildiğinde veya bir vatandaş tarafından şikayet edildiğinde ciddi yaptırımlarla karşılaşmanıza neden olabilir.
Sivil toplum müfettişleri veya şikayet eden bir vatandaş, izinsiz yardım toplama durumunu tespit ederse, yönetim kurulu ve başkan dahil olmak üzere sorumlulara yüksek miktarda para cezaları uygulanabilir. Bu cezalar, 2024 yılı için belirlenen alt sınır olan 26.242 TL ile başlayarak, gerçekleşen kabahatin büyüklüğüne göre 524.960 TL’ye kadar artabilir.
Sivil toplum kuruluşları (STK'lar) olarak yardım toplama izni almak, toplumsal fayda sağlamak ve hayır işleri gerçekleştirmek adına önemli bir adımdır. Ancak, bu süreç oldukça detaylı ve ölçülebilir olmak zorundadır. Eğer bu yola girmeye karar verdiyseniz, bazı önemli aşamalardan geçmeniz gerektiğini unutmamanız önemlidir.
Öncelikle, içişleri Bakanlığı'ndan yardım toplama izni almadan yardım toplamak yasal bir ihlal olarak kabul edilir ve ciddi yaptırımlarla karşılaşmanıza neden olabilir. İzin almak, faaliyetlerinizi yasal bir zeminde gerçekleştirmenin yanı sıra toplumsal güven ve şeffaflık sağlama açısından da kritiktir.
Kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak, projelerinizi planlamadan önce detaylı bir şekilde hazırlamanız gerekecektir. Bu süreç, sosyal medya ve diğer iletişim kanalları aracılığıyla (yardım izni numarasıyla) kamuoyunu bilgilendirmeyi içerir.
İzin almak için başvuruda bulunduğunuzda, başvurunuzun sonuçlanması başvuru yaptığınız il, başvuru içeriği gibi farklılıklara göre ortalama olarak 30 ila 90 gün sürebilir. Bu süre zarfında, planlarınızı detaylandırmak, bütçenizi oluşturmak ve faaliyetlerinizi belirli bir düzen içinde yürütmek önemlidir.
Bu süreçte profesyonellik, ilgi, emek ve hazırlık gereklidir. Her yardım toplama kampanyası kendi özel koşullarına sahiptir ve bu nedenle detaylar üzerinde titizlikle durulmalıdır. Kamuoyu ön kontrolü, bu faaliyetlerin daha şeffaf ve etkili bir şekilde yürütülmesini sağlamak adına önemlidir.
Sonuç olarak, bu süreçler zorlu olabilir ancak doğru bir şekilde yönetildiğinde, izin almak ve projeleri etkili bir şekilde gerçekleştirmek, toplum için değer yaratmanın yanı sıra kuruluşunuzun güvenilirliğini artırabilir.
Yardım toplama izni almak, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini düzenleyen bir dizi belge ve prosedür içermektedir. Bu süreç, başvuruda bulunan kuruluşun hangi bağış yöntemlerini kullanacağından, hangi ülkelerde yardım faaliyeti yapacağına, faaliyet alanlarına ve maliyet öngörülerine kadar bir dizi detayı içermektedir. İşte bu sürecin temel unsurlarını anlatan bir özet:
1. Bağış Yöntemleri: Yardım toplama izni başvurusu yaparken, kullanılacak bağış yöntemlerini belirtmek önemlidir. Bu, sivil toplum kuruluşunun bağışçılardan nasıl destek alacağını ve bu bağışların nasıl toplanacağını ifade eder. Banka yoluyla bağış alacaksa, bu izin sürecinde belirli bir banka hesabının kullanılması gerekebilir.
2. Faaliyet Alanları ve Ülkeler: Başvuruda bulunan kuruluşun hangi alanlarda faaliyet göstereceği ve hangi ülkelerde yardım faaliyeti yapacağı belirtilmelidir. Örneğin, Senegal'de kurban kesme ve su kuyusu açma gibi belirli projeler için izin alınması gerekebilir.
3. Maliyet Öngörüleri ve Teklifler: Her faaliyetin maliyet öngörülerini belirtmek, başvurunun güvenilirliğini artırabilir. Projelerin planlama aşamasında, her bir faaliyet için öngörülen maliyetlerin detaylı bir şekilde hesaplanması ve tekliflerin sunulması önemlidir.
4. Protokoller ve İzinler: Başvuruda bulunan kuruluşun, gerçekleştireceği faaliyetler için gerekli protokollerin ve izinlerin olup olmadığı belirtilmelidir. Bu, projelerin yasal zemine oturtulması ve yerel düzenleyicilerle uyum sağlanması açısından kritiktir. İzin sürecini kolaylaştıran bir unsurdur.
5. Belge ve İlgiler Silsilesi: Başvuru dosyası, kuruluşun tüm bu bilgileri içeren detaylı bir belge ve ilgi silsilesini içermelidir. Bu, başvurunun eksiksiz ve doğru bir şekilde yapılmasını sağlar.
Sonuç olarak, yardım toplama izni almak, kuruluşların belirli standartlara uymasını ve projelerini düzenli ve şeffaf bir şekilde yürütmesini sağlar. Bu izin alındıktan sonra, artık dernek alındı belgesi yerine yardım toplama makbuzları kullanılarak, bağışlar banka yoluyla alınabilir ve projeler güvenilir bir şekilde hayata geçirilebilir.
Yardım faaliyetleri gerçekleştirirken, izin belgesi ve bağışlar elde olduğunda, faaliyetleri planlamak ve yönlendirmek önemlidir. Ancak, başlangıçta belirlenen detaylara sadık kalmak, izin alınan miktar ve faaliyet türüne uygun harcamalar yapmak kritik bir öneme sahiptir.
Örneğin, Senegal'de kurban kesimi için izin alınmış ve buna bağlı olarak belirlenen bütçe 4.000 TL ise, bu bütçeye uygun bir şekilde faaliyet gerçekleştirilmelidir. Planlamada yapılan herhangi bir değişiklik, izin belgesi çerçevesini aşmak anlamına gelebilir.
Ancak, izin belgesinde belirtilen faaliyet ve bütçenin dışına çıkıldığında, yani örneğin Su kuyusu için toplanan 100.000 TL ile bir araç alımı yapılmak istendiğinde, bu durumda izin belgesine aykırı bir hareket söz konusu olacaktır. Bu, başta belirlenen detaylardan sapmak ve kuralları ihlal etmek anlamına gelir.
Eğer bu tür bir durum tespit edilirse, cezai işlemlerle karşılaşma riski bulunmaktadır. Denetçinin, 2024 yılı için belirlenen alt sınır olan 52.493 TL'yi aşarak 1.049.925 TL’lere kadar ciddi para cezaları uygulama hakkı vardır. Bu cezalar, yönetim kuruluna ve başkanın şahsına yazılmaktadır.
Bu nedenle, izin belgesinde belirtilen çerçeve içinde faaliyetleri sürdürmek, bütçeye sadık kalmak ve belirlenen kurallara uygun hareket etmek, sivil toplum kuruluşları için hem yasal hem de etik bir sorumluluktur.
Yardım toplama izinleri, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini düzenleyen önemli bir belgedir ve bu izinleri almak, belirli kurallara ve prosedürlere uymayı gerektirir. İşte bu konuda dikkate alınması gereken bazı önemli noktalar:
1. İzin Süresi ve Yenileme: Yardım toplama izinleri genellikle bir yıllık sürelerle verilmektedir. Yani, bir izin aldığınızda bu izin bir yıl boyunca geçerli olacaktır. Bu süre zarfında, yapılan faaliyetlerin raporları ve belgeleri düzenli bir şekilde hazırlanarak denetimden geçirilmelidir. İzin süresi sona ermeden önce, kuruluşlar izinlerini uzatmak veya yenilemek için gerekli evrakları sunmalıdır.
2. Kapatma Durumu: Mevcut yardım toplama iznini kapatmak zor olmamakla beraber üzerinde önemle çalışılmış olması gerekmektedir. Eğer izin belgesinde belirtilen kurallara uygun davranılmamış veya raporlama yapılmamışsa, yeni bir izin almak mümkün olmayabilir. Bu nedenle, belirli bir faaliyet döneminin sonunda gerekli belgelerin eksiksiz ve düzenli bir şekilde sunulması önemlidir.
3. İzin Başvurusu ve Çeşitleri: Yardım toplama izni almak için başvuruda bulunan kuruluşlar, yapacakları faaliyetlere, hedefledikleri ülkelere ve kullanacakları bağış yöntemlerine dair detaylı bir başvuru yapmalıdır. İzin başvuruları genellikle belirli bir standart prosedür çerçevesinde değerlendirilir ve izin belgesi, başvuruda belirtilen faaliyetlere yönelik verilir.
4. Denetim ve İspatlama: Yardım toplama izni alındığında, yapılan faaliyetlerin düzenli olarak denetlenmesi ve izin belgesinde belirtilen kurallara uygunluğun ispatlanması gerekmektedir. Bu, sivil toplum müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerle sağlanır. İspatlanamayan veya kurallara aykırı faaliyetler, yeni izin alma sürecini olumsuz etkileyebilir.
Yardım toplama izinleri, sivil toplum kuruluşları için önemli bir düzenleyici mekanizma olup, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini korumak adına düzenli olarak takip edilmelidir.
Değerli sivil toplum gönüllüleri ve yöneticileri, Sivil Toplum faaliyetleri oldukça ciddi ve karmaşık bir alandır. Kuruluşlarınızın başarısı ve sürdürülebilirliği için profesyonel yeterliliğe sahip kişileri istihdam etmeniz veya deneyimli danışmanlardan destek almanız, olası zorluklarla başa çıkmanıza ve daha etkili bir şekilde faaliyet göstermenize yardımcı olacaktır.
Lütfen kaynak göstermeden kullanmayınız.
Ömer Faruk TEKE
Sivil Toplum Uzmanı
20.01.2024
Bu raporu paylaşın